Diploması yoktu. Ama dünyanın en gelişmiş sanayi makinelerini inceliyor, çalışma mantığını çözüyor ve yerli imkânlarla yeniden üretiyordu. Gaziantepli Mennan Usta, yalnızca geliştirdiği makinelerle değil, Türk sanayisine kazandırdığı özgüvenle de hafızalara kazındı.
Atölye onun üniversitesi oldu
1952 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen Mennan Usta, henüz 10 yaşındayken bir demir atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı.
İlkokulu 9 yılda tamamladı. Eğitim hayatı burada sona erdi.
Ancak onun asıl eğitimi okul sıralarında değil, torna tezgâhlarının, kaynak makinelerinin ve çeliğin arasında başladı.
Milyon dolarlık makinelere meydan okudu
Bir gün Gaziantep’e gelen Fransız bir makine üreticisi, tekstil sektörüne yeni makineler önerdi.
“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun.”
Anlatılanlara göre bu makinelerin her biri milyonlarca dolarlık yatırımlar gerektiriyordu.
Mennan Usta ise farklı düşündü.
Makinenin etrafında dolaştı.
İnceledi.
Ölçtü.
Çalışma prensibini anlamaya çalıştı.
Ardından atölyesine döndü.
Demiri eritti.
Çeliği büktü.
Parçaları tek tek üretti.
Sonuçta Fransızların yaklaşık 1 milyon doların üzerinde sattığı makinenin benzerini 400 bin dolar seviyesinde üretmeyi başardı.
Başka örneklerde de milyon avroluk makineleri çok daha düşük maliyetlerle yerli imkânlarla geliştirdi.

“Memleketteki ustalar öldü mü?”
Mennan Usta’nın karşısına bu kez sanayi değil, şehircilik alanında farklı bir sorun çıktı.
Gaziantep’in kanalizasyon çamuru…
Her gün yüzlerce ton atık ortaya çıkıyor, çözüm ise yine yurt dışında aranıyordu.
Mennan Usta buna da itiraz etti.
“Memleketteki ustalar öldü mü?”
Atölyesine döndü.
Gençleri etrafına topladı.
Yeni bir sistem geliştirdi.
Kurulan tesis sayesinde her gün yaklaşık 160 ton kanalizasyon çamuru işlenmeye başladı.
Kurutma sürecinde enerji üretildi.
Geriye kalan atık ise sanayide değerlendirilebilen bir hammaddeye dönüştü.
Gaziantep’ten dünyaya uzanan başarı
Ürettiği teknolojiler yalnızca Gaziantep’te kullanılmadı.
Suriye…
İran…
Pakistan…
Fas…
Romanya…
Ve Brezilya…
Mennan Usta’nın geliştirdiği makineler birçok ülkeye ulaştı.
Türkiye, bazı sanayi makinelerinde ilk kez ihracat yapan ülkeler arasında yer almaya başladı.
Uluslararası fuarlara girişinin engellendiği konuşuldu

Mennan Usta’nın yeteneği zamanla uluslararası çevrelerin de dikkatini çekti.
Ancak bu ilgi beraberinde farklı iddiaları da getirdi.
Avrupa ve ABD’de düzenlenen uluslararası makine fuarlarına girişinin engellendiği konuşuldu.
Resmî gerekçe hiçbir zaman netleşmedi.
Onu tanıyanların anlattığı ortak nokta ise aynıydı.
Mennan Usta, gördüğü teknolojiyi ezberlemiyor…
Nasıl çalıştığını çözüyor…
Ardından kendi bilgi birikimi ve tecrübesiyle yeniden üretebiliyordu.
Engellendiği söylense de vazgeçmedi.
Farklı yollar buldu.
Fuarlara gitmeye…
İncelemeye…
Üretmeye devam etti.
Ar-Ge’ye milyonlarca dolar yatırım yaptı
Mennan Usta, yalnızca mevcut makineleri geliştirmekle yetinmedi.
Yaklaşık 7 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımı gerçekleştirerek kendi teknolojilerini geliştirmeye devam etti.
Çalışmaları TÜBİTAK tarafından ödüllendirildi.
Üniversiteler onu konferanslara davet etmek istedi.
Ancak diploması yoktu.
O ise bunu hiçbir zaman eksiklik olarak görmedi.
Tebeşirini cebinden çıkardı.
Tasarımlarını yere çizerek anlattı.
Hayatı boyunca aynı düşünceyi savundu:
“Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz.”
Bu söz, onun sanayiye bakışını özetleyen en güçlü ifadelerden biri olarak hafızalara kazındı.
Geride yalnızca makineler değil, bir anlayış bıraktı
9 Haziran 2015’te hayatını kaybeden Mennan Usta, ardında yalnızca geliştirdiği makineleri bırakmadı.
Üreten bir aklı…
Kendi ayakları üzerinde duran bir sanayi anlayışını…
Ve bugün de geçerliliğini koruyan şu vasiyeti bıraktı:
“Gençler bilim ışığında yetiştirilsin. İmkânlar verilsin. Önleri kesilmesin.”

